PERYÖN raporu, Türk iş dünyasının son 5 yılda yaşadığı modern tarihin en zorlu virajlarını ve liderlerin değişen psikolojisini mercek altına aldı. 2020 yılında tüm dünyayı kilitleyen pandemi belirsizliği, 2025’te yerini “kronik ekonomik daralmaya” bırakırken; PERYÖN raporu sonuçları yöneticilerin “Umutsuz ama Dirençli” yeni profilini ortaya koyuyor.
Türkiye İnsan Yönetimi Derneği (PERYÖN) ve Execution Partners iş birliğiyle hazırlanan, EAPM Yönetim Kurulu Başkanı Berna Öztınaz liderliğinde yürütülen “Türk İş Dünyasında Liderlik Bileşenleri Araştırması” sonuçlandı. 2025 Eylül ayında tamamlanan araştırma, Türk yöneticisinin sadece krizle değil, kendi “Yalnızlığı” ve “Sistemsizliği” ile de savaştığını bilimsel verilerle ispatlıyor.
Araştırmanın Profili: Kimler Katıldı?
Raporun gücü, kapsadığı geniş ve nitelikli katılımcı profilinden geliyor. Araştırmaya katılanların %48’ini orta kademe yöneticiler, %25’ini ise tepe yöneticiler oluşturuyor. En geniş yaş grubu ise %47‘lik oranla iş dünyasının en deneyimli kesimi olan 40-50 yaş aralığı. Sektörel dağılım sanayiden teknolojiye, finanstan perakendeye kadar Türkiye ekonomisinin omurgasını oluşturan alanları kapsıyor.
1. Psikolojik Sermayede Büyük Değişim: Umut vs. Yılmazlık



Araştırma sonuçları, liderlerin “Kendini Yönetme Endeksi”nde ilginç bir paradoksu (çelişkiyi) gözler önüne seriyor. 5 yıl öncesine (2020) kıyasla liderlerin geleceğe dair umudu azalırken, zorluklara karşı direnci (yılmazlık) arttı.
- Umut (Düşüşte 📉): Hedef belirleme ve plan yapma konusundaki inanç %80’den %76’ya geriledi.
- İyimserlik (Düşüşte 📉): Geleceğe fırsat penceresinden bakabilme yeteneği %78’den %74’e düştü.
Bu düşüş, beyaz yakalılar ve patronlar arasında yaygın bir “Motivasyon Erozyonu” olduğunu gösteriyor. Artık liderler, “gelecek güzel olacak” hayaliyle değil, “bugünü kurtarmalıyız” refleksiyle hareket ediyor.
“Yıkılmadım, Ayaktayım” Sendromu
Ancak madalyonun diğer yüzünde, Türk yöneticisinin krizlerle pişen karakteri var. Zorluklar, liderleri pes ettirmek yerine daha dayanıklı hale getirdi.
- Özyeterlilik (Yükselişte 📈): Zorlu görevleri başarma inancı %77’den %79’a yükseldi.
- Yılmazlık (Yükselişte 📈): Umutsuzluk anlarında gerçeği kabullenip yola devam etme, düştüğü yerden kalkma becerisi %75’ten %76’ya çıktı.
PERYÖN Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Eylem Derya Özgür, bu durumu şu sözlerle değerlendirdi:
“Bu araştırma bize, Türk iş dünyasında liderlerin zorluklarla baş etme konusunda önemli bir direnç geliştirdiğini gösteriyor. İş hayatında sık sık karşılaşılan kaynak kısıtları, karmaşık süreçler ve belirsizlik ortamı; bireyleri dayanıklı, esnek ve çözüm odaklı olmaya zorluyor. Tecrübeler insanın daha çevik ve daha dayanıklı olmasını sağlıyor.”
2. Türk Usulü Çeviklik: “Ahmet’i Ara, İşi Çöz”
PERYÖN Raporunda KOBİ patronları ve yöneticiler için en çarpıcı tespiti “Çeviklik” bölümünde gizli. Türk liderlerinin çeviklik algısı, süreçlere değil ilişkilere dayanıyor.
- İlişkilerde Güçlüyüz (%67): Türk yöneticisi çalışanları, yönetim kurulları ve ortaklarıyla çok güçlü bağlar kuruyor. Kriz anında telefonu kaldırıp iş bitirmeyi seviyor.
- Sistemlerde Zayıfız: İlişkilerdeki bu başarı, yapısal sistemlere ve süreçlere yansımıyor.
Bu veri şu acı gerçeği ispatlıyor: Şirketlerimiz kurumsallaşarak değil, liderlerin bireysel kahramanlıklarıyla ayakta duruyor. “İlişkiler sağlam, sistemler zayıf” tespiti, patronun neden şirketten bir gün bile uzaklaşamadığının bilimsel kanıtı niteliğinde.
EAPM Yönetim Kurulu Başkanı Berna Öztınaz, liderliğin bu yeni tanımını şöyle açıklıyor:
“Büyük bir hızla değişen ve yeniden şekillenen dünyada, liderlik artık yalnızca başkalarını yönetme becerisiyle tanımlanmıyor. Belirsizlik içinde yön bulabilmek; güçlü bir kendini yönetme kapasitesi, duygusal çeviklik ve öğrenmeye açıklık gerektiriyor. Günümüz liderleri, hem kendi iç dengelerini koruyarak hem de ekiplerine güven, esneklik ve ilham aşılayarak dönüşümün merkezinde yer alıyor.”
3. “Yalnız Kovboy” Tehlikesi (Yüksek Özyeterlilik Tuzağı)
Rapordaki veriler derinlemesine incelendiğinde bir risk ortaya çıkıyor: Yüksek Özyeterlilik (%79). Bu oran harika görünse de, sistemlerin zayıf olduğu bir ortamda liderin “Her şeyi ben yaparım, ben çözerim” moduna girmesine neden oluyor.
Bu durum, lideri bir **”Yalnız Kovboy”**a dönüştürüyor. Kendi yeteneklerine güvenen ama organizasyonun sistemine güvenmeyen yönetici, tükenmişlik sendromuna (burnout) en yakın aday haline geliyor.
4. 2020’den 2025’e: Krizin Adı Değişti
2020’de “geçici” görülen pandemi şoku, 2025’te yerini “kronik ekonomik daralmaya” bıraktı. Kriz artık akut değil, sürekli.
Execution Partners Kurucu Ortağı Ateş Sungur, bu değişimi şöyle yorumluyor:
“Liderlerin yönetim kapasitelerinde ve davranışlarında 2020’de pandemi dönemindeki belirleyici faktör, tüm dünyayı saran belirsizlik olmakla beraber, 2025’in gündemi ise dünya genelinde artan ekonomik daralma oldu. İki dönem arasındaki en önemli fark ise içinde bulunduğumuz şartlar geçici bir kriz durumu olmayıp kronik bir hal aldı. Öngörüler, bu koşulların 1-2 yıl daha devam edeceğine işaret ediyor.”
Sonuç: 2025 Lideri Ne Yapmalı?
Bu tablo, KOBİ patronları ve beyaz yakalı yöneticiler için net bir mesaj veriyor: Bireysel kahramanlıkların sonuna geldik.
- Sisteme Yatırım Yapın: İlişkilerle iş çözmek hızlıdır ama ölçeklenemez. Kişilere değil süreçlere bağlı bir yapı kurun.
- Umut Depolayın: Ekibinizin motivasyon erozyonunu durdurmak için sadece “dirençli” olmak yetmez, onlara yeni bir hikaye ve umut sunmalısınız.
Daha Fazla Veri: İş dünyasının nabzını tutan diğer sektörel raporlara ve analizlere ulaşmak için Araştırma ve Raporlar sayfamızı inceleyebilirsiniz.


