Gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakmak mı daha zor, yoksa ekonomik konjonktürde bir girişimi ayakta tutmak mı? KobiTime olarak sahadaki nabzı tuttuğumuz Pardon Siz KOBİ Misiniz? serimizin dördüncü konuğu, döngüsel ekonomi ve sürdürülebilirlik odaklı Devridaim Enstitüsü’nün kurucusu Yasemin Uluçınar.
Neler Konuştuk?
- Sürdürülebilirlik odaklı bir ajans için KOBİ olmanın ve büyüme evrelerinin değişen tanımını,
- E-fatura ve Paraşüt uygulamasıyla finansal süreçlerin nasıl kolaylaştığını,
- İnsan kaynakları tarafında yaşanan “nitelikli aday” ve umutsuzluk krizini,
- Yapay zekanın işleri elimizden alamayacağı ancak “kestirme yollar” sunarak süreci hızlandırdığını,
- 2026 yılının sürdürülebilirlik için neden bir “dönüşüm yılı” olacağını ve maddi kaygıların üretim üzerindeki etkisini ele aldık.
Pardon, siz KOBİ misiniz?
Yasemin Uluçınar: Kendimizi KOBİ olarak tanımlıyoruz. Ama artık onların da böyle belli bir dönemi oluyor ya; şu anda içinde bulunduğumuz konjonktürde o dönem hiç geçmiyor aslında. Çünkü sürekli bir ayakta kalma çabası ve gayreti içerisindeyiz. Eskiden başlangıçta küçük ölçekli, orta ölçekli, büyük ölçekli diye ilerliyorduk; ama şu anda maalesef ki onu yapamıyoruz. Yapamıyoruz yani, sadece ayakta kalma mücadelesi ve gayreti veriyoruz.
Şirketinizi tanıtır mısınız? Devridaim Enstitüsü neler yapıyor?
Yasemin Uluçınar: Yaklaşık 10-12 yıldır sivil alanın içerisinde çalışmalar yürütmekteyim; özellikle saha tarafında projeler geliştiriyoruz. Dört buçuk beş yıldır da Devridaim Enstitüsü’nü kurduk ve bu çatı altında çalışmalarımıza devam ediyoruz. Devridaim Enstitüsü; döngüsel ekonomiyle, sürdürülebilirlikle ilgili çalışmalar yürüten bir ajans diyebiliriz aslında. 360 derece çalışıyoruz; orada bir kurumun neye ihtiyacı varsa onu gözetip kaynakları doğru kullanma adına projeler geliştiriyoruz ve içerideki sistemi kurguluyoruz. Baştan alıp rapor yazmaya kadar süreci ilerletiyoruz.
Finansmanı nasıl sağlıyorsunuz? Öz sermaye mi, banka kredisi mi?
Yasemin Uluçınar: Biz kamu kurumlarıyla, şirketlerle çalışmalarımızı yürütüyoruz. Genelde onlarla yaptığımız iş birliğiyle şu ana kadar ayakta durduk ve finansmanımızı sağladık; çünkü orada karşılıklı bir dengemiz var zaten.
e-Fatura sistemine geçiş sağladınız mı?
Yasemin Uluçınar: Evet, e-faturaya geçtik, çok kolay. e-Fatura; elle kesilmekten ziyade benim gibi muhasebe tarafıyla çok fazla uğraşmayan insanlar için de kolaylık sağlıyor. Aynı zamanda zaten elle kesilen faturanın o zararı düşünüldüğünde, yaptığımız işten dolayı e-faturaya geçmiş olmak bizim için ayrıca önemli bir yerde.
e-Dönüşümden memnun musunuz? İş yükünü azalttı mı?
Yasemin Uluçınar: Kesinlikle işimi çok kolaylaştırdı. Paraşüt uygulamasını kullanıyoruz ve oradaki o sistemi takip etme kısmında da bizi kolaylaştırıyor.
Dijital pazarlama için bütçe ayırıyor musunuz?
Yasemin Uluçınar: Dijital pazarlamaya bütçe ayırıyoruz, bizim için önemli bir yerde duruyor. Çünkü hem kendimizi tanıtmak, hem doğru ifade etmek, hem de insanların bize erişilebilirliğini sağlamak adına bunu kullanıyoruz. Özellikle Instagram’ı çok yoğun kullanıyoruz biz.
Yapay zeka işinizi elinizden alır mı?
Yasemin Uluçınar: Yapay zeka işimizi elimizden alamaz ama işimizi kolaylaştırıyor. Dijital dönüşümler bizim alanımız için de çok önemli; daha uzun yollardan gideceğimize bize kestirme yolları gösteriyor. Verileri ve sistemleri takip etmek, karbon ayak izini hesaplamak ya da diğer dijital uygulamalardaki güncellemeleri takip etmek için işimizi çok fazla kolaylaştırıp bizi güncel verilerden haberdar ediyor.
KOBİ olmanın en zor yanı nedir?
Yasemin Uluçınar: Girişimciliğe adım atan, yani ilk adımlarını atan ve kendi mücadelesini veren insanların elinden tutmuyoruz, onlara o alanı açmıyoruz. O “el verme” hikayesini yapmıyoruz; bunu yapmadığımız için de çok fazla sıkıntı yaşıyoruz. Eski oranla kıyasladığımda, on yıl öncesiyle karşılaştırırsam evet bir tık daha iyi olabiliriz ama hala oradaki o dengeleri maalesef o kadar iyi gözetmiyoruz.
Nitelikli personel bulmak için kariyer sitelerine ilan veriyor musunuz?
Yasemin Uluçınar: Biz genelde kendi sosyal medyalarımız üzerinden ilan veriyoruz ve sonucuna da ulaşıyoruz. Ama yüzde yüz başarılı mı? Şu anda yüzde yüz başarıyı bulmak zaten maalesef ki olmuyor. Şöyle sıkıntılar yaşıyoruz: Biz ne istediğimizi iş ilanında tam olarak yazıyoruz ve belirtiyoruz ama gelen başvurulara baktığım zaman insanlar o kadar umudunu yitirmiş ki, hiç bakmadan başvuruyorlar. Ben sürdürülebilirlik uzmanı arıyorum, spor mezunu bir insan da başvurabiliyor. Yani hiç bu alanda bir yetkinliği olmayan insan da başvurabiliyor.
2026 yılı için umutlu musunuz?
Yasemin Uluçınar: 2026 yılı için umutluyum. Ama 2026 yılını sürdürülebilirlik ve döngüsel ekonomi için bir dönüşüm yılı olarak görüyorum. Önümüzdeki süreç bizim için sıkıntılı bir süreç; evet umutsuz değiliz ama bu sene çok fazla su sıkıntısı çekiyor olacağız. Sonrasında çok fazla gıda krizinin içerisine giriyor olacağız. Önümüzdeki süreçler bizi bu anlamda zorlayacak süreçler olduğu için ve tabii ki şirketlerin üstüne de bir sürü yükümlülükler geldiği için zorlu geçecek. Artık onlar da bunun farkında ve “mış gibi” yapamayacaklarının bilincindeler. Bu açıdan 2026 yılını hem kendini koruma hem de sağlam ve sağlıklı adımlar atarak büyüme tarafına gidebileceğiniz bir yıl olarak görüyorum.
İşletmenizi bir adım öteye taşımak için en çok neye ihtiyacınız var? Para mı, Vizyon mu, Nitelikli Çalışan mı?
Yasemin Uluçınar: Aslında burada hepsi çok örüntülü. Paranın olması gerekiyor ki ben iyi bir şekilde kaygı gütmeden işe alım da yapabileyim, proje de üretebileyim, teknolojiyi ve dijitali de getirebileyim. Gerçekten geçen gün bir iş arkadaşımızla konuşuyoruz; beş yaşındaki çocuğun kaygısıyla benim kaygım artık aynı düzleme geldi ve bu bir taraftan da acı verici bir şey. Tabii ki hala umutluyuz bu arada, umudumuzu kaybetmiyoruz; ama o gerçekleri de yadsımıyoruz. Orada Pollyanna gibi durmuyoruz. Maddi kaygı gütmeden iyi ve sağlıklı üretime ihtiyacımız var. O maddi kaygı üzerimizden gittikten sonra her şeyi daha iyi görebiliyor olacağız; ama şu anda o kaygının içerisinde bile elimizden gelenin fazlasını yapmaya gayret ediyoruz.
Elinize toplu nakit geçse işe mi yatırırsınız, faize mi?
Yasemin Uluçınar: İşime yatırırım. Çünkü gerçekten önümüzdeki süreçte işimle ilgili mutlu bir yerdeyim; o yüzden faize değil sahaya yatırırım, saha projelerine yatırırım. İşime yatırırım çünkü oradaki o döngüsel yapıyla birlikte onun geri dönüşü olacağına çok inanıyorum.
Şu anki kiranız cironuzun ne kadarını götürüyor?
Yasemin Uluçınar: Burası bir ortak çalışma alanı ve deneyim alanı. Bunun yanında buraya gelen insanlara çay-kahve de veriyoruz. Hep dışarıdan şöyle görünüyor: “Buradan verdiğimiz çay-kahveden buranın kirası ve gideri çıkıyor.” Ama öyle bir şey yok tabii ki. Biz diğer çalıştığımız kurumsal olandan bu taraftaki kirayı besliyor ve destekliyoruz. O yüzden zorlandığımız zamanlar tabii ki oluyor.
Enerji maliyetleriniz geçen seneye göre ne kadar arttı?
Yasemin Uluçınar: Burada yüzde elli yüzde elli diyebilirim. Çünkü zaten doğal gaz, su, elektrik bunların hepsinde küçük küçük de değil, büyük büyük oynamalar oldu.
İşinizi başkalarına tavsiye eder misiniz? Çocuğunuzun bu işi yapmasını ister misiniz?
Yasemin Uluçınar: Tabii ki tavsiye ederim; çünkü zaten biz çocuklar ve gençler için çalışıyoruz aslında. Bizden sonraki nesiller için çalışıyoruz, onlara iyi bir dünya bırakmak için geride çalışıyoruz. Zaten sürdürülebilirlik döngü dediğimiz iş de bunun için var; geriye bakmak, geride kalanlara bakmak. Çocuğum olsa bu işi benden çok daha iyi yapsın isterim ve bütün kaynaklarımı da onun için kullanırım.
Devridaim Enstitüsü’nü Takip Edin!
Instagram: https://www.instagram.com/devridaimenstitusu/
LinkedIn: https://www.linkedin.com/company/devridaim/
Siz de KobiTime’a Konuk Olun!
İşletmenizin sorunlarını, başarı hikayesini ve sektör tecrübelerini paylaşmak ister misiniz? “Pardon, Siz KOBİ Misiniz?” serisine konuk olmak için bizimle iletişime geçin.


